-
1 счёт
hesap* * *м1) ( действие) sayma, hesap (etme)счёт в уме́ — zihin hesabı
сдать что-л. по счёту — bir şeyi sayı ile teslim etmek
при счёте "во́семь" (в боксе) — hakem sekizi sayarken
2) ( результат подсчётов) hesap (-bı), sayıсчёт соста́вил три рубля́ — hesap üç ruble tuttu
счёт заби́тых и пропу́щенных голо́в / мяче́й — attığı ve yediği gollerin sayısı
3) спорт. skorсчёт был 4: 3 в на́шу по́льзу — skor 4-3 lehimize idi
когда́ счёт был 2: 0,... — durum 2-0 iken...
како́й у вас счёт? — kaç kaçasınız?
4) ( документ) fatura; hesap pusulası (в ресторане и т. п.)счёт за гости́ницу — otel faturası
счёт за телефо́н — telefon faturası
кто бу́дет плати́ть по э́тому счёту? — тж. перен. bunun faturasını kim ödeyecek?
5) бухг. hesap (-bı)у него́ есть счёт в ба́нке? — bankada hesabı var mı?
••им счёту нет — onlar hesapsız / hesaba gelmez, onların haddi hesabı yoktur
ава́нс в счёт зарпла́ты — aylığına mahsuben verilen avans
в счёт креди́та — krediye mahsuben
в коне́чном / после́днем счёте — son tahlilde
обогаща́ться за счёт труда́ други́х — başkasının emeğinden zenginleşmek
жить за чужо́й счёт — başkasının sırtından geçinmek
отремонти́ровать что-л. за свой / со́бственный счёт — kendi kesesinden onartmak
предоста́вить кому-л. о́тпуск за свой счёт — ücretsiz izin vermek
на госуда́рственный счёт — devlet hesabına, devlet parasıyla
он при́нял э́ти слова́ на свой счёт — bu sözü kendi üstüne yordu
за счёт повыше́ния производи́тельности труда́ — emek üretkenliğini artırmak suretiyle
на э́тот / сей счёт не беспоко́йся — bu hususta merak etme
у неё на счету́ пять побе́д — спорт. beş galibiyeti vardır
он на хоро́шем счету́ у дире́ктора — müdürün gözünde itibarı vardır
у него́ де́нег сто́лько, что он им счёту не зна́ет — o kadar çok parası var ki, sayısını bile bilmiyor
придёшь ещё раз, э́тот не в счёт — bunu saymam, bir daha gelirsin
-
2 расчёт
с1) врз hesap (-bı); hesaplamaрасчёт вре́мени — zaman hesabı
по мои́м расчётам — hesabıma göre, hesabımca
его́ расчёт дово́льно прост — onun hesabı oldukça basit
стро́ить свои́ расчёты на чем-л. — hesaplarını bir şey üzerine kurmak
2) ( уплата денег) ödemeвалю́та как сре́дство междунаро́дных расчётов — uluslararası ödemeler aracı olarak para
3) ( увольнение)4) (польза, выгода) yarar, faydaмне нет расчёта стро́ить дом — ev yapmak hesabıma gelmez
како́й тебе́ расчёт ждать? — beklesen de ne kazanırsın?
5) воен. ekip (-bi), mürettebatно́мер пулемётного расчёта — makineli numara eri
••быть в расчёте с кем-л. — biriyle hesaplaşmış / ödeşmiş olmak / bulunmak
вот мы и в расчёте (с тобо́й / с ва́ми) — fit olduk işte
нам ну́жно вы́йти и́з дому с таки́м расчётом, что́бы попа́сть на вокза́л за 20 мину́т до отхо́да по́езда — trenin hareket saatinden 20 dakika önce gara ulaşabilecek şekilde evden çıkmamız gerek
из расчёта сре́днего за́работка — ortalama ücret temeli üzerinde
принима́ть что-л. в расчёт — hesaba katmak / almak
См. также в других словарях:
hesaba gelmez — 1) sayılamayacak kadar çok 2) umulmadık, beklenmedik … Çağatay Osmanlı Sözlük
LÂYUHSA — Hesaba gelmez. Hesabsız. Pek çok … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
hesap — is., bı, Ar. ḥisāb 1) Aritmetik 2) Matematiksel işlem 3) Alacaklı veya borçlu olma durumu Al eline kalemi, şu benim hesapları görüver. S. F. Abasıyanık 4) Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon 5) Oranlama,… … Çağatay Osmanlı Sözlük
İTKAN-I MUHKEM — Bütün açıklığıyla bilerek sağlam yapmak.(...Ve şu kâinatta bir itkan ı muhkem, bir insicam ı ahkem görünüyor. Mâdem şu biçare, perişan küremiz, sergerdan zeminimiz bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevil hayat ile, zevil ervah ile ve zevil idrak ile… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ŞUURDÂRÂNE — f. Haberli ve iyice tanıyarak. Kendinden haberi olarak. Bilerek, bilir gibi.(Hayat olmazsa vücud vücud değildir; ademden farkı olmaz. Hayat, ruhun ziyasıdır. Şuur, hayatın nurudur. Madem ki hayat ve şuur bu kadar ehemmiyetlidirler. Ve madem şu… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük